Merhaba hepinize. Çok uzun zamandır televizyon takip edemiyordum. O yüzden kafamda bir soru işareti oluştu. Bu televizyon kanallarındaki saçmasapan yayınlar hep mi vardı yoksa yeni yeni mi türemeye başladı diye. Evet, bu soru üzerine de çok ciddi bir şekilde düşünüp kendimle ortak bir noktada mutakabat yaptım.
İşte o mutakabattan bazılarını burada paylaşacağım.
Şimdi sen, o elindeki her neyse onu bir kenara bırak ve beni iyi dinle. Günde kaç saat televizyon seyrediyorsun bilmiyorum ama; televizyon izlerken git gide aptallaştığının ve diğer herkes gibi olmaya başladığının farkındasındır umarım.
“İyi de abi, altı üstü bir televizyon işte, abartacak neyi var var bunun? Hem mal mısın nesin bir iki program seyretmek insanı aptallaştırır mı hiç? Bence sen kafayı yemişsin, git bir doktora görün benden demesi..”
Evet arkadaşım, evet kardeşim, tabii ki aptallaştırır. Salak eder seni. Mal olursun. Sen televizyon karşısında hipnotize edilmiş bir şekilde ağzını ayırarak ve koltuğuna iyice yayılarak dizini seyrederken; buzlu bardak içindeki kolanı elinden alsalar ruhun duymaz.
Öncelikle herkes az çok bilir. Bilmeyenler için, bunca yıldır mağarada yaşamış olanlarınız için ben baştan anlatayım sizlere. Bak şimdi değerli arkadaşım, bir toplumda ne eksikse; ya da ne empoze edilmeye çalışılıyorsa bunu en kolay iletişim araçlarından birisi olan “televizyon” yoluyla yapıyorlar. İsterseniz konuyla alakalı bir “Banu Avar” videosu da vardı, onu da seyredebilirsiniz.
Konuyla ilgili ufak bir özet geçtikten sonra bir sıçrama gerçekleştirip Türk Televizyonunun yayın içeriklerini tespit ve tenkit etmekten memnuniyet duyuyorum. Bu sıcaklarda da uzun yazılar çekilmez ama üşenme de oku. Başına ne geliyorsa bu üşengeçliğin yüzünden gelmiyor mu zaten?
Önce sabah programlarından başlayalım…
Artık geleneksel bir şölen haline dönüşen evlendirme programları
İsimler ne kadar farklı da olsa içerik hep aynı, standart… Bir kurum, kuruluş ya da adı her neyse babasının hayrına seni biriyle tanıştırıp evlendirmiyor ya değil mi benim güzide vatandaşım? “E, peki bir çıkar gözetiyorsa ne bunların çıkarı? Ne istiyorlar bizden? ”
Sabırlı ol anlatıyorum ya işte.
Biz yıllar boyunca nasıl bir toplumduk? En kötü ihtimal görücü usülüyle ailemizin bize razı gördüğü, uygun gördüğü kişilerle hayatlarımızı birleştiriyorduk. Diğer olansa, biriyle bir süreliğine flört yaşayıp sonrasında evlenmekti.
E, şimdi ne değişti lan? Muassır medeniyetler seviyesine bu şekilde mi ulaştık? Televizyon denen illette görüp kara kaşına gözüne vurulduğumuz biriyle evlenmek nasıl oldu da bu kadar yaygınlaştı hala aklım almıyor. Üstelik buna sinsice uygun zeminler hazırlayarak önümüze sundular. Hepimiz de yedik. “Yok abi, ben yemedim bende o göz var mı?” Yedin tabi lan daha neyin tartışmasını yapıyorsun? Sen değil misin şimdi görücü usülü evlenmeler için: “Uuvv bunlar çıldırmış olmalı, görücü usulü evlenmek de neymiş; aşk olmadan evlilik mi olurmuş? pehhh” diye tepki veren? Sen de yedin işte bunu. Örf ve ananelerimizin deforme olmasına sen de göz yumdun.
Terör ve Mafyamsı İçerikli Diziler Var Sırada…
Terör ve Mafyamsı İçerikli Diziler Var Sırada…
Bak bunları da yedik. “Abi gerçek olanları anlatıyorlarmış ha. Türkiye’de olanları yazıyor adamlar, ne kadar cesaretliler lan işe baksana” dedik. Yahu azıcık gerçekçi olun. Realist bir insan yani okey? Sen kalkacaksın dizinde devletle ilgili her boku ifşa edeceksin, sonra sana bir bok olmayacak öyle mi? Hadi canım benim. Burası Türkiye Cumhuriyeti unutma. Abd uçakları Pkk’ya yardım yapıyor diyen “Eşref Bitlis” adlı muhterem zâta ya da binbir türlü şekilde bok yoluna ölen onca insana ne olduğunu git bir araştır derim ben.
“Ee bunlar gerçek değil de o zaman amk? Adamlar anlatıyor lan işte” La ne aklı yarım herifsin sen ya. Hala diyorsun ki adamlar gerçeği anlatıyor. Mesela terör içerikli dizileri ele alalım. Empoze edilmek istenen ilk şey kürt antipatisi kazandırmak insanlara. Bunlardan bir ton çıkar sağlayan insanlar olacak. Mesela şöyle bir şey olabilir. (ki oluyor da bunlar yani) Kürt antipatisi oluşmuş toplumda kürt insanlardan uzaklaşma başlar. Yıllardır aynı topraklarda beraber yaşadığımız bu insanlarla aramıza duvarlar örülür. Artık hepsi gözümüzde potansiyel bir teröristtir. Potansiyel birer barbardır. Ne kadar tehlikeli bir durum değil mi? Yıllardır yaşadığın topraklarda dışlanılmak, hor görülmek… Sırf etnik kökeninden ötürü hem de. Acayip zalimce, faşistçe bir yaklaşım. Bunca yıldır ülkesine körü körüne bağlı kalmışsa bile evet, başardınız; sayenizde o da artık “potansiyel bir terörist.”
Ha unutmadan şunu da ekleyeyim, kafam bu aralar allak bullak olduğundan çabucak unutabiliyorum da aklımdaki şeyleri. Dağlarda ölü olarak ele geçirilen peşmergelerin bir çoğunun sünnetsiz olduğunu bilmeyeniniz yoktur heralde.
“Yok abi, onlar da kürt ne karıştırıyorsun sünneti falan. Zaten zamanında bir çok kürt yahudilerle kaynaşmış müslüman değilseler bile yahudilerdir ondan sünnetsizlerdir.” İyi de saf, körpe, güzel kardeşim benim; yahudiler de inançları gereği sünnet olan bir toplumdur.
“Yok abi, onlar da kürt ne karıştırıyorsun sünneti falan. Zaten zamanında bir çok kürt yahudilerle kaynaşmış müslüman değilseler bile yahudilerdir ondan sünnetsizlerdir.” İyi de saf, körpe, güzel kardeşim benim; yahudiler de inançları gereği sünnet olan bir toplumdur.
Biraz üstü kapalı geçiyorum olayları umarım anlıyorsunuzdur.
Amerikan çakması diziler var sırada…
İlginç bir şey bak bunlar. Toplum için bunlar da çok tehlikeli. Çok uzak değil, daha 10 yıl öncesine kadar birçok şeyin tabu olarak kaldığı bu toplumda televizyoncular en ağır yükü omuzlanıp insanların ufkunu açtılar(!) Önem verdiğimiz değerlerimiz birer birer kaybolmaya başladı. Mesela bekaret vardı bizim için. Çok önemli bir şeydi o. Şu ansa Türkiye’de 14 yaş grubu kızların 5′inden 2′si bakire değil.
Hayatımızda ne değişti de böyle hızlıca modern bir toplum olduk? Nasıl oldu da böyle hızlıca muassır medeniyetler seviyesine ulaştık? (Bu muassır medeniyetlerin seviyesinin ne olduğunu da tam çözemedim ya, hayırlısı. Zaten bilim, sanat falan hariç diğer her tür konuda bırakın muassır medeniyetler seviyesini, onların bile üstüne çıkan çılgın bir zekamız var bizim.) Evet, hemen bunu da açıklıyorum size. Türk dizileri, filmleri vs git gide açılıp saçılmaya başladı. Bugün ona veren kız, ertesi gün kankasına verir. Sonra kankasının komşusundan hamile kalır gibi absürt senaryoları yıllarca yedirdiler bize. Yine de açlığımız fena şekilde sürüyor. Pornografiye fena halde aç olan bireylere sahip Türk toplumu önce bunları yadırgadı tabii ki. Daha sonra da gayet normal bir şeymiş gibi karşılanmaya başladı. Hatta bu konuyla ilgili de çok sevdiğim bir söz vardır.
“Alışkanlık çok fena illettir. Öyle ki, bugün Tanrı gökyüzüne bir mesaj yazsa buna çok şaşırırız ama aradan 1 ay geçtikten sonra; bugün ne yazmış baktın mı deriz.”
Evet, ne yazık ki biz yavaş yavaş bunlara alıştırıldık. Ye dediler yedik itiraz etmeden. Hem sonuçta elimizde alternatif de yok. Medya’da tekelciliği oynayan televizyon kanalı sahipleri istedikleri şekilde at koşturdular. Seyretmek istediğimizi değil seyredilmesi isteneni seyrettik ve bir süre sonra seyretmek istediklerimiz bunlarmış gibi kabullenmeye, alışmaya başladık. Sonunda kültür deformasyonu kaçınılmaz oldu.
Kolay Yoldan Zengin Olmak
Evet, evet… Bir çok televizyon kanalında bize yedirilen şeylerden biri de bu. Başvurunu yap, sana da sıra gelecek. Soruları bilirsen parayı alacaksın. Uğraşmadan didinmeden kısa yoldan paranı kazanacaksın. Belki de büyük ödülü alıp zengin olacaksın.
“E ne güzel işte, bedava para dağıtıyorlar, süper ya. Sen de gerizekalısın galiba bunu da almışsın listeye.”
Bak güzel kardeşim, sayfayı kapatırsan saygı duyarım ama kapatmadan önce şu yazacaklarıma bir bak istersen, ondan sonra böyle bol keseden konuşmaya devam edersin istersen. Evet evet, süper bence de bedava para dağıtıyorlar. İyi de yıllardan beri süregelen bu bedava para dağıtma hikayesinde ben hiç zengin olanını görmedim. Aksine daha beter durumlara düşen insan manzaralarıysa her tarafta mevcut.
“Peki nasıl oluyor bu çok bilmiş arkadaşım benim?”
Bak anlatayım sana canım benim. Dikkat et oradaki “canım benim” kelimelerinde olması gerekenden daha fazla vurgu var. Ona göre oku o cümleyi. Sonra da buradan devam edersin. İnsanlar kısa yoldan zengin olma hayaliyle bu tip programlara başvuruyorlar ve serüven burada başlıyor. Neler yapmıyorlar ki buralarda bir bilsen… Yarışma konsepti genel kültüre dayalıysa genel kültürle alakalı kitapları alıp ekonomiye can veriyorlar. Zaten güzel olan tek noktası bu. Diğer yönden dikkat ettiğim şey de, eğer bir şey bir Türk insanına bir yarar sağlamayacaksa onun hiçbir gereği yoktur düşüncesi. Biraz irdeleyip üzerinde durursan bu sözü neden sarfettiğimi de anlayacaksındır benim pırlanta zekalı kardeşim.
Evet, ne demiştik en son. Ha tamam, kitap falan alıyorlar işte. Sonra stüdyoya gidip geliyorlar, çalışan kesim olduklarından işlerini aksatıyorlar. İşlerini aksatmaları hayatlarına çeşitli olumsuzluklar katıyor ve “zaten zengin olurum” adlı şaheser olabilecek ütopik bir esere imzalarını çakıyorlar bu adamlar. Yazık yahu. S*ke sürülecek akıl yok bunlarda yemin olsun. E tabi hepsi de eli s*kinde kalıyor o yarışma programlarında.
Diğer bir ayrıntı da, insanlara böyle kısa yoldan zengin olma vaadlerini sunduklarından ötürü, insanlar birgün kolay zengin olacakları hayalleriyle zihinlerini süsleyip dünyanın acımasız gerçekleriyle yüzleşmekten mahrum kalıyorlar.
Şimdilik veda zamanı
Amanın ne çabuk da sonu geldi yazının. Daha bir çok şey yazacaktım oysa ben lan. Neyse onları da ilerki bölümlere saklayayım ki biraz ekşın olsun. Sağlıcakla kalın, yazdıklarım üzerinde biraz düşünün. Bu arada bir not daha düşeyim, ben emin olun en aptalınızdan daha zeki değilim. Sadece televizyon karşısında yıllardır vakit geçirmemiş olmamın verdiği bir objektif yaklaşımla bunları size sundum. Demek istediğiniz bir şeyiniz olursa yorum bölümü aşağıda. Her türlü eleştiri ve hakarete açık bir insanımdır.
Öpüldünüz kocaman, saygılarla..